
Karpaz: Panagia Kanakaria – Altın Işığın Altındaki Kutsal Miras
Kıbrıs’ın en doğusuna, Karpaz Yarımadası’nın yeşil zeytinlikleri arasına doğru uzandığınızda, taş duvarlarıyla zamana direnen mistik bir yapı karşılar sizi: Panagia Kanakaria Kilisesi. Ancak bu kiliseyi dünya sanat tarihi literatürünün en üst sıralarına taşıyan şey, ne mimarisi ne de coğrafi yalnızlığıdır. Burası, M.S. 6. yüzyılın parıltılı dünyasından günümüze kalabilmiş, ikonoklazm (tasvir kırıcılık) döneminin yıkımından mucizevi bir şekilde kurtulmuş nadir Bizans duvar mozaiklerinin ana vatanıdır.
Cennetin Erken Tasviri: Kanakaria Mozaiklerinin Sanatsal Değeri
Taban mozaiklerinin aksine, Kanakaria’da sanat göğe yükselir. Kilisenin apsisini (sunak arkasındaki yarım kubbeyi) süsleyen bu yapıtlar, Erken Hristiyanlık sanatının en saf örnekleridir:
- Merkezdeki Kutsallık: Altın sarısı, gümüş ve renkli cam tesseraelerin (mozaik taşlarının) parıltısı arasında, tahtta oturan Meryem Ana ve kucağındaki çocuk İsa tasvir edilmiştir.
- Havarilerin Çemberi: Bu kutsal merkez, madalyonlar içine yerleştirilmiş havarilerin büstleriyle sarılmıştır.
- Teknik Deha: Mozaiklerde kullanılan taşların açısı, kilisenin küçük pencerelerinden sızan gün ışığını kırarak içeriye mistik, zamansız ve adeta yaşayan bir ışık halesi yayacak şekilde tasarlanmıştır.
Uluslararası Bir Sanat Casusluğu: Büyük Kaçakçılık
Bu muhteşem yapıt ve yüzyıllara meydan okuyan teknik deha, ne yazık ki uluslararası bir sanat casusluğu neticesinde kendi yerinden, kendi evinden, tıpkı asırlık ulu bir ağacın köklerinden söküldüğü gibi sökülerek, ait olmadığı bambaşka topraklara kaçırılmıştır.
1970’lerin sonunda karanlık bir yöne savrulan bu hikaye, 1974 yılındaki siyasi kırılmanın ardından sahipsiz ve korumasız kalan kiliseye giren sanat kaçakçılarının paha biçilemez mozaikleri duvardan keski ve çekiçlerle acımasızca sökmesiyle başladı…
Kanakaria’nın hikayesi, 1970’lerin sonunda karanlık bir yöne savruldu. 1974 yılındaki siyasi kırılmanın ardından sahipsiz ve korumasız kalan kiliseye giren sanat kaçakçıları, bu paha biçilemez mozaikleri duvardan keski ve çekiçlerle acımasızca sökerek parçalar halinde adadan kaçırdı.
Yıllarca izi sürülemeyen mozaikler, antikacıların ve yeraltı sanat piyasasının karanlık dehlizlerinde el değiştirdikten sonra birdenbire Indianapolis, Amerika’da ortaya çıktı. Amerikalı bir sanat taciri, mozaikleri bir “yatırım” olarak satın almıştı.
Mahkeme Salonunda Kültürel Miras Savaşı: Indianapolis Davası
1989 yılında Amerika Birleşik Devletleri mahkemelerine taşınan Kıbrıs Kilisesi – Peg Goldberg davası, dünya hukuk ve arkeoloji tarihine yön veren bir dönüm noktası oldu.
Uluslararası hukuk savaşının ardından Amerikalı hakim, tarihi bir karar vererek sanat eserlerinin yağmalandığı topraklara ait olduğuna ve “hiç kimsenin hırsızdan meşru mülkiyet hakkı devralamayacağına” hükmetti.
Bu büyük hukuki zaferin ardından Kanakaria mozaiklerinin büyük kısmı evine, Kıbrıs’a geri iade edildi ve bugün Lefkoşa’daki Bizans Müzesi’nde koruma altına alındı.

